İngilizce "Friends" dizisi
Başlangıçtan ileri seviyeye 152 kelime. Dinlemek için bir kelimeye dokunun.
0 / 152 kelime öğrenildi
Bilmekte fayda var
Friends dizisinin söz varlığında, tonu bağlama göre değişen gündelik ifadeler bulunur. cut it out emri, birine yaptığı şeyi bırakmasını söyler ve kızgın bir tonda duyulabilir. suck it up ifadesi, birine hoş olmayan bir durumu şikâyet etmeden kabullenmesini söyler ve anlayışsız gelebilir. cut him some slack ricası, daha fazla sabır gösterilmesini veya daha az eleştiri yapılmasını ister.
on the house ifadesi, bir işletmenin bir şeyi ücretsiz sunduğu anlamına gelir; my treat ise konuşanın ödemeyi teklif ettiği anlamına gelir. be engaged ifadesi, bağlama göre nişanlı olmayı veya bir etkinliğe katılmayı anlatabilir. be an item ifadesi, iki kişinin romantik bir ilişki içinde olduğu anlamına gelir.
Kelime bulunamadı
- unlike /ʌnˈlaɪk/ -in aksine
- the thing is /ðə θɪŋ ɪz/ mesele şu ki
- blame /bleɪm/ blamed · blamed kabahati yüklemek
- get through /ɡet θruː/ zor günler geçirmek
- work it out /wɝːk ɪt aʊt/ yoluna koymak
- give a hand /ɡɪv ə hænd/ el uzatmak
- get rid of /ɡet rɪd əv/ kurtulmak
- mix up /mɪks ʌp/ birbirine karıştırmak
- mean /miːn/ meant · meant düzensiz kastetmek
- end up /end ʌp/ sonuçlanmak
- kind of /kaɪnd əv/ bir tür
- indeed /ɪnˈdiːd/ doğrusu
- a bunch of /ə bʌntʃ əv/ bir grup
- be up to /bi ʌp tuː/ iş çevirmek
- split up /ˌsplɪt ˈʌp/ ayrılmak
- grocery /ˈɡroʊsəri/ çoğ. groceries Bakkaliye
- be inclined to /bi ɪnˈklaɪnd tuː/ eğilimli olmak
- cast aside /kæst əˈsaɪd/ başından savmak
- subtle /ˈsʌt(ə)l/ hemen göze çarpmayan
- impersonal /ɪmˈpɝs(ə)n(ə)l/ kişisel olmayan
- be on board /bi ɑːn bɔːrd/ işe dahil olmak
- bully /ˈbʊli/ çoğ. bullies zorba
- cut it out /kʌt ɪt aʊt/ uzatma artık
- throw a party /θroʊ ə ˈpɑːrti/ parti düzenlemek
- stick around /stɪk əˈraʊnd/ bir yerden ayrılmamak
- stand up to /stænd ʌp tuː/ karşı koymak
- take a shot /teɪk ə ʃɑːt/ bir şeyi denemek
- be engaged /bi ɪnˈɡeɪdʒd/ nişanlanmak
- the bottom line /ðə ˈbɑːtəm laɪn/ gerçek sonuç
- sneak out /sniːk aʊt/ gizlice kaçmak
- use up /juːz ʌp/ tümüyle bitirmek
- morning person /ˈmɔːrnɪŋ ˈpɜːrsn/ çoğ. morning people sabah insanı
- suck it up /sʌk ɪt ʌp/ sineye çekmek
- chicken out /'tʃɪkɪn aʊt/ korkmak
- pull yourself together /pʊl jɔːrˈself təˈɡeð.ɚ/ kendine gel
- mess it up /mes ɪt ʌp/ berbat etmek
- bestie /ˈbes.ti/ çoğ. besties en yakın arkadaş
- nagging /ˈnæɡ.ɪŋ/ dırdır
- on the house /ɑːn ðə haʊs/ müesseseden
- out of mind /aʊt əv maɪnd/ unutulmuş
- drift off /drɪft ɔːf/ uykuya dalmak
- set people up /set ˈpiːpl ʌp/ çöpçatanlık yapmak
- crack up /kræk ʌp/ gülmekten ölmek
- square one /skwer wʌn/ başlangıç noktası
- jinx /dʒɪŋks/ çoğ. jinxes uğursuzluk
- giddy /ˈɡɪd.i/ başı dönen
- toss a coin /tɑːs ə kɔɪn/ yazı tura atmak
- for starters /fər ˈstɑːr.tɚz/ ilk olarak
- go bad /ɡoʊ bæd/ bozulmak
- come around /kʌm əˈraʊnd/ ayılmak
- be my guest /bi maɪ ɡest/ rahatına bak
- bow out /baʊ aʊt/ çekilmek
- go nuts /ɡoʊ nʌts/ çıldırmak
- freak out /friːk aʊt/ çıldırmak
- stretch your luck /stretʃ jʊr lʌk/ şansını zorlamak
- raise the stakes /reɪz ðə steɪks/ işi ciddiye bindirmek
- life-altering thing /laɪf ˈɑːl.tɚɪŋ θɪŋ/ çoğ. life-altering things hayatını değiştiren şey
- make nice /meɪk naɪs/ iyi geçinmeye çalışmak
- storm out /stɔːrm aʊt/ öfkeyle ayrılmak
- spice up /spaɪs ʌp/ heyecanlı hale getirmek
- whine /waɪn/ whined · whined mızmızlanmak
- about time /əˈbaʊt taɪm/ artık zamanı gelmişti
- keep someone occupied /kiːp ˈsʌmwʌn ˈɑːkjupaɪd/ birini meşgul etmek
- drop the ball /drɑːp ðə bɔːl/ pot kırmak
- all the same /ɔːl ðə seɪm/ yine de
- scooch /skuːtʃ/ scooched · scooched çok hafif kaymak
- yell /jel/ yelled · yelled bağırmak
- tag along /tæɡ əˈlɑːŋ/ peşine takılmak
- stand clear /stænd klɪr/ uzak durmak
- out of the blue /aʊt ɒv ðə bluː/ birdenbire
- collect your wits /kəˈlekt jʊr wɪts/ aklını başına toplamak
- chip in /tʃɪp ɪn/ para vermek
- out of spite /aʊt əv spaɪt/ nispet olsun diye
- blow off /bloʊ ɔːf/ görevden kaçmak
- be an item /bi ən ˈaɪtəm/ çıkıyor olmak
- out of line /aʊt əv laɪn/ uygunsuz
- go along with /ɡoʊ əˈlɔːŋ wɪð/ aynı görüşte olmak
- in exchange for /ɪn ɪksˈtʃeɪndʒ fɔːr/ karşılığında
- stick it out /stɪk ɪt aʊt/ sonuna kadar gitmek
- any minute /ˈeni ˈmɪnɪt/ her an
- up to the elbows in /ˌʌp tə ði ˈɛlboʊz ɪn/ işi başından aşkın
- be in the loop /bi ɪn ðə ˈlup/ bir işin içinde olmak
- get bent out of shape /ɡɛt ˌbɛnt aʊt əv ˈʃeɪp/ sinirden deliye dönmek
- my treat /maɪ triːt/ ben ısmarlıyorum
- call off /kɑːl ɔːf/ iptal etmek
- hunt down /hʌnt daʊn/ izini sürüp bulmak
- speak up /spiːk ʌp/ çekinmeden açıkça söylemek
- mess around /mes əˈraʊnd/ amaçsızca takılmak
- run out on somebody /rʌn ˈaʊt ɑn ˌsʌmbədi/ birisini bırakıp gitmek
- put on weight /pʊt ɑːn weɪt/ kilo almak
- pop into your head /pɑp ˌɪntu jʊr ˈhɛd/ aklına bir fikir gelmek
- cut him some slack /kʌt hɪm səm ˈslæk/ üzerine çok gitmeyin
- cut to the chase /kʌt tə ðə ˈtʃeɪs/ sadede gelmek
- out of your league /aʊt əv jər ˈliɡ/ seni aşar
- scare the bejesus out of him /skɛr ðə bɪˈdʒizəs aʊt əv hɪm/ ödünü koparmak
- give birth /ɡɪv bɜːrθ/ doğurmak
- friend zone /ˈfrɛnd zoʊn/ çoğ. friend zones birisini arkadaş olarak görmek
- fall for somebody /fɔːl fər ˈsʌmbədi/ aşık olmak
- welcome to the real world /ˈwɛlkəm tə ðə ˈriəl ˈwɝld/ gerçek dünyaya hoş geldin
- get off her back /ɡɛt ɔf hər ˈbæk/ birisini rahat bırakmak
- get in the way /ɡɛt ɪn ðə ˈweɪ/ ayağına dolanmak
- steady as a rock /ˈstɛdi əz ə ˈrɑk/ kaya gibi sağlam
- as good as new /əz ˈɡʊd əz ˈnu/ yeni gibi
- get back at someone /ɡɛt ˈbæk æt ˌsʌmwʌn/ birinden öcünü almak
- be out of work /bi ˌaʊt əv ˈwɝk/ işsiz olmak
- stand in the way of /stænd ɪn ðə ˈweɪ əv/ birinin yolunu kapamak
- put all hopes on /pʊt ɔl ˈhoʊps ɑn/ umutlarını bağlamak
- the clock is ticking /ðə ˈklɑk ɪz ˈtɪkɪŋ/ zaman daralıyor
- that is a lot of pressure on /ðæt ɪz ə ˈlɑt əv ˈprɛʃər ɑn/ üzerinde çok baskı olmak
- be good to go /bi ˌɡʊd tə ˈɡoʊ/ bir şey yapmaya hazır olmak
- be out and about /bi ˌaʊt ən əˈbaʊt/ hastalığı atlatmak
- Shotgun Rules /ˈʃɑːt.ɡʌn ruːlz/ Ön Koltuğu Kapma Kuralları
- down the years /daʊn ðə jɪrz/ geçmiş yıllarda
- for time out of mind /fɚ ˌtaɪm aʊt əv ˈmaɪnd/ eskiden beri
- underpants /ˈʌn.dɚ.pænts/ iç çamaşırı külot
- I got it /aɪ ɡɑːt ɪt/ Anladım
- calm down /kɑːm daʊn/ sakin olmak
- take care of /teɪk ker əv/ ilgilenip bakmak
- roommate /ˈrumˌmeɪt/ çoğ. roommates oda arkadaşı
- drugstore /ˈdrʌɡ.stɔːr/ çoğ. drugstores kişisel bakım mağazası
- take notice of /teɪk ˈnoʊtɪs əv/ umursamak
- wish me luck /wɪʃ mi lʌk/ bana şans dile
- get mad /ɡet mæd/ kızmak
- realize /ˈri.ə.laɪz/ realized · realized fark etmek
- make noise /meɪk nɔɪz/ gürültü yapmak
- make sure /meɪk ʃʊr/ emin olmak
- garbage bag /ˈɡɑːrbɪdʒ bæɡ/ çoğ. garbage bags çöp torbası
- ruin /ˈruː.ɪn/ ruined · ruined mahvetmek
- lollipop /ˈlɑː.li.pɑːp/ çoğ. lollipops lolipop
- wedding dress /ˈwedɪŋ dres/ çoğ. wedding dresses gelinlik
- play for money /pleɪ fɔːr ˈmʌni/ kumar oynamak
- I am in /aɪ əm ɪn/ Varım
- for certain /fər ˈsɜːrtn/ kesin olarak
- turn into /tɜːrn ˈɪn.tuː/ dönüşmek
- be confused /bi kənˈfjuːzd/ kafası karışmak
- get divorced /ɡet dɪˈvɔːrst/ boşanmak
- I am out /aɪ əm aʊt/ Yokum
- be cool /bi kuːl/ sakin ol
- laundry day /ˈlɑːn.dri deɪ/ çoğ. laundry days çamaşır günü
- address label /əˈdres ˈleɪ.b(ə)l/ çoğ. address labels adres etiketi
- get drunk /ɡet drʌŋk/ sarhoş olmak
- as much as you /əz ˈmʌtʃ əz ˈju/ senin kadar
- claim /kleɪm/ çoğ. claims teslim almak
- bachelor party /ˈbætʃ.(ə)l.ɚ ˈpɑːrti/ çoğ. bachelor parties bekarlığa veda partisi
- booth /buθ/ çoğ. booths bölmeli köşe masası
- tanning place /ˈtænɪŋ pleɪs/ çoğ. tanning places bronzlaşma yeri
- call the room /kɔːl ðə ruːm/ odayı işgal etmek
- half-eaten /hæf ˈiːt(ə)n/ yarısı yenmiş
- pop open /pɑːp ˈoʊpən/ aniden açılmak
- ask for a rematch /ˈæsk fər ə ˈriˌmætʃ/ rövanş istemek
- heads /hɛdz/ tura
- tails /teɪlz/ yazı
Hızlı test: 10 soru
Devam etmeden önce kendinizi sınayın. Kayıt gerekmez.
Konuyla ilgili kurallar
- get rid of ve take care of ifadelerinde sondaki edat, eylemin ilgili olduğu kişiyi veya şeyi belirtir ve kendi tamamlayıcısından önce gelir.
- work it out ve mess it up ifadelerinde nesne zamiri, fiil ile parçacık arasında yer alır. Bu anlamlarda zamir, parçacıktan sonra gelemez.
- morning person, tekil ve sayılabilen bir isim içeren isim öbeğidir; cümle içinde genellikle bir artikel veya başka bir belirleyici gerektirir.






